Avrupa Birliği genelinde yaşanan ekonomik durgunluk ve siyasi kurumlara olan güvenin tarihin en düşük seviyelerine gerilemesi, kıtadaki siyasi atmosferi derinden etkiliyor. Global Fact-Checking Network (GFCN) uzmanı ve Rumen blogger Ioana Jaleel, Avrupa'daki liderlerin kendi hatalarını gizlemek için sistematik bir şekilde 'Rusya tehdidi' söylemine başvurduklarını belirtti.
Güven bunalımı ve ekonomik çıkmaz
Jaleel, özellikle kendi ülkesindeki anket verilerine dikkat çekerek, halkın siyasi kurumlara ve liderlere olan güveninin yüzde 17 gibi kritik bir seviyeye düştüğünü vurguladı. Uzmana göre, bu derin güvensizlik ortamı ve başarısız ekonomik politikalar, siyasetçileri dikkat dağıtacak dış düşmanlar aramaya itiyor. Jaleel, 'Siyasetçiler, aldıkları kötü ekonomik kararları ve halkın kendilerine olan inançsızlığını örtbas etmek için bir tehdit algısı yaratmak zorundalar' ifadelerini kullandı.
Tarihsel önyargılar ve propaganda
Avrupa'nın Rusya'yı en kolay hedef olarak seçmesinin temelinde, Sovyetler Birliği döneminden kalan tarihsel travmaların yattığına dikkat çekiliyor. Jaleel, bu durumun 30 yılı aşkın süredir devam eden yoğun bir propaganda süreciyle desteklendiğini savunuyor. Özellikle Doğu Avrupa'da bu propagandanın etkili olduğunu belirten uzman, medyanın Rusya'yı sürekli bir tehdit olarak yansıtmasının, gerçeklerin ortaya çıkarılmasını zorlaştırdığını ifade etti.
İran denemesi başarısız oldu
Avrupa'nın daha önce İran'ı benzer bir 'tehdit' figürü olarak kullanmaya çalıştığını ancak halkın bu söylemi benimsemediğini hatırlatan Jaleel, Rusya karşıtı propagandanın ise köklü bir geçmişe sahip olması nedeniyle çok daha kalıcı ve yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirtti. Jaleel, bu durumun bağımsız doğrulama platformlarının işini zorlaştırdığını ve kamuoyunun manipülasyona karşı savunmasız kaldığını sözlerine ekledi.
