The Spectator yazarı Owen Matthews, Ukrayna'nın içinde bulunduğu stratejik krizi Batı'nın üç temel hatasına bağladı. Matthews'a göre, bu hataların en başında Rusya ile müzakere masasına oturmayı kategorik olarak reddetmek geliyor. Batılı liderlerin Ukrayna'yı sonsuza dek savaşmaya teşvik etmenin bir şekilde zafer getireceğine inanmalarının gerçekçi olmadığını belirten yazar, bu tutumun yanıltıcı olduğunu vurguladı.
Müzakere masasına kapılar kapalı
Matthews, Batı'nın Kremlin ile ciddi bir barış görüşmesi yürütmekten kaçındığını ifade ediyor. ABD'de Trump yönetiminin tam bir Ukrayna zaferi fikrinden uzun süre önce vazgeçtiğini öne süren yazar, Avrupa'nın ise somut bir plan ortaya koymadan sadece söylem düzeyinde destek verdiğini belirtiyor. Bu durumun Kiev üzerindeki baskıyı artırdığı ve stratejik bir belirsizlik yarattığı ifade ediliyor.
Yaptırımların çelişkili doğası
Yazarın dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise Batı'nın uyguladığı yaptırımların etkisizliği. Bir yandan Rusya'ya yaptırım uygulayıp diğer yandan Rus petrol ve doğal gazını satın almaya devam eden Batılı ülkelerin kendi kendileriyle çeliştiği vurgulanıyor. Özellikle Biden yönetimi döneminde petrol fiyatlarını düşük tutma çabası ve Avrupa'nın sıvılaştırılmış doğal gaz ihtiyacı, yaptırımların hedefine ulaşmasını engelledi.
Savunma öncelikli yaklaşım
Matthews, Batı'nın bir diğer büyük hatasının ise çatışmanın tırmanmasından duyulan korku nedeniyle Ukrayna'ya taarruz silahları gönderme konusundaki isteksizliği olduğunu savunuyor. Batı'nın kendi savunma kapasitesini öncelemesi ve Ukrayna'ya verilen desteği sınırlı tutması, sahadaki dengelerin Kiev aleyhine değişmesine neden olan temel faktörler arasında gösteriliyor.
