BM Arap Grubu, İsrail’in Batı Şeria’daki yasadışı eylemlerini kınadı
Birleşmiş Milletler Arap Grubu, İsrail’in Batı Şeria’daki yasadışı faaliyetlerini kınayarak uluslararası toplumu sorumluluk almaya ve İsrail’i bu uygulamalara son vermeye zorlamaya çağırdı.
SANA-New York
Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi ve Arap Grubu Başkanı İbrahim El-Olabi, New York’taki BM merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında egemenliği olmadığını vurguladı.
El-Olabi, İsrail’in Batı Şeria’daki yayılmacı politikalarının şiddeti artıracağı ve bölgedeki çatışmayı tırmandıracağı uyarısında bulundu.
Arap Grubu açıklamasında, uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtilen söz konusu eylemler reddedilerek, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkına ve 4 Haziran 1967 sınırları içinde bağımsız bir devlet kurma hakkına saygı gösterilmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, bu uygulamaların iki devletli çözüm ve bölgedeki barış çabalarını baltaladığı belirtilirken, işgal altındaki Batı Şeria’da demografik ve statü değişikliği hedefleyen tüm İsrail eylemleri kınandı. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararına atıfta bulunuldu.
Uluslararası topluma çağrıda bulunan Arap Grubu, İsrail’i yasadışı politikalardan vazgeçmeye, uygulamalara son vermeye ve kışkırtıcı açıklamalardan kaçınmaya zorlamak için sorumluluk alınması gerektiğini vurguladı. Grup, BM Genel Sekreteri tarafından yayımlanan bildiriden memnuniyet duyduklarını belirterek, söz konusu bildirinin İsrail’in Batı Şeria’daki eylemlerinin iki devletli çözümü nasıl tehdit ettiğini ortaya koyduğunu ifade etti.
Açıklamada, Filistin halkının meşru haklarının, özellikle kendi kaderini tayin etme ve bağımsız devlet kurma hakkının güvence altına alınmasının, bölgenin güvenliği ve istikrarı için tek çözüm olduğu kaydedildi.
Suriye, Birleşmiş Milletler’deki mevcut oturumda Arap Grubu’na başkanlık ediyor
Öte yandan, işgal otoritesinin Batı Şeria’daki Filistin topraklarının yönetimini yeniden yapılandırmayı amaçlayan bir dizi karar yayımladığı, bu kararların Filistinlilere ait ev ve topraklara el konulmasına, yıkımlara ve yerleşimlerin genişletilmesine olanak tanıdığı ileri sürüldü.
