Top İran ile anlaşma konusunda ABD’nin sahasında
Cenevre’de yapılacak nükleer müzakereler öncesinde gözler Washington yönetimine çevrildi. Mehr Haber Ajansı’nın haberine göre, İran ile ABD arasında yeniden başlayacak görüşmelerde sürecin kaderini belirleyecek temel unsur ABD’nin yaklaşımı olacak.
Salı günü Cenevre’de gerçekleştirilecek temasların, geçmiş yıllara kıyasla daha karmaşık bir atmosferde yapılacağı belirtiliyor. 2015 yılında varılan nükleer anlaşmanın, ABD’nin 2018’de tek taraflı olarak çekilmesiyle fiilen sona erdiği ve bu durumun taraflar arasındaki güveni ciddi biçimde zedelediği hatırlatılıyor.
Haberde, mevcut tabloda asıl sorunun uzlaşmanın mümkün olup olmadığı değil, kalıcı bir anlaşma için gerekli siyasi iradenin bulunup bulunmadığı olduğu ifade edildi. Önceki anlaşmadan çekilen tarafın ABD olduğu vurgulanırken, İran’ın Washington’un çekilmesinin ardından bir süre daha yükümlülüklerini sürdürdüğü, ancak ekonomik kazanımlardan mahrum kalması üzerine telafi adımları attığı aktarıldı.
İran tarafının müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ile sınırlı kalması ve ülkenin ulusal çıkarlarına saygı çerçevesinde yürütülmesi halinde diyaloğa hazır olduğu kaydedildi. Tahran yönetimi, nükleer silahın savunma doktrininde yer almadığını ve programın barışçıl nitelik taşıdığını savunuyor. Bu kapsamda teknik endişelerin giderilmesi ve şeffaf denetim mekanizmalarının kabulü konusunda esneklik mesajı verildiği belirtildi.
Haberde, ABD ve bazı müttefiklerinin İran’ın nükleer silah geliştirebileceği yönündeki iddialarının baskı politikalarının temelini oluşturduğu ifade edildi. İran’ın ise bu iddiaları reddettiği ve nükleer programının barışçıl olduğunu kanıtlamaya hazır olduğunu bildirdiği aktarıldı. Çözümün, karşılıklı yükümlülüklerin eş zamanlı uygulanacağı, doğrulanabilir ve dengeli bir anlaşmaya dönüşten geçtiği görüşüne yer verildi.
Öte yandan müzakerelerin kapsamının genişletilmesinin süreci çıkmaza sürükleyebileceği uyarısında bulunuldu. Bölgesel konular veya İran’ın savunma kapasitesinin gündeme getirilmesinin, nükleer anlaşma çerçevesinin dışına çıkılması anlamına geleceği ve güveni daha da zayıflatabileceği kaydedildi.
Haberde ayrıca, olası bir anlaşmanın İran açısından yaptırımların kaldırılması ve ekonomik sisteme tam dönüş anlamına geleceği; ABD açısından ise bölgesel tansiyonun düşmesi ve enerji piyasalarında istikrar sağlayabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Sonuç bölümünde ise, Cenevre’deki görüşmelerin bir “niyet testi” niteliği taşıdığı ifade edilerek, “İran hazır olduğunu açıkladı. Şimdi sıra ABD’dedir” değerlendirmesine yer verildi.
