Irak’ta ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun askeri misyonu 30 Eylül’de sona eriyor. Bağdat, güvenlik ilişkilerini Washington ile ikili iş birliği temelinde sürdürmeye hazırlanırken, hükümetin ülke içindeki silahlı grupları devlet kontrolü altında toplama girişimi kritik bir sınav olarak öne çıkıyor.
Irak, 30 Eylül itibarıyla güvenlik politikalarında yeni bir döneme girmeye hazırlanıyor. ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun ülkedeki askeri misyonunun sona ermesiyle birlikte, Washington ile Bağdat arasındaki güvenlik ilişkilerinin çok taraflı koalisyon yapısından ikili iş birliği modeline geçmesi planlanıyor.
Irak hükümeti, 30 Eylül tarihini koalisyon güçlerinin ülkeden ayrılacağı son tarih olarak belirledi. Bağdat, 1 Ekim’den itibaren ABD ve diğer koalisyon ülkeleriyle ilişkilerin güvenlik, ekonomi ve kalkınma alanlarında ikili anlaşmalar üzerinden yürütülmesini hedefliyor.
Ancak koalisyonun çekilmesiyle birlikte Irak’ın karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri, IŞİD’e karşı mücadelede önemli rol oynayan ve daha sonra devletin güvenlik yapısına dahil edilen paramiliter grupların geleceği olacak.
IŞİD’e karşı savaşan gruplar devlet kontrolünde mi kalacak?
2014 yılında IŞİD’in Irak’ta geniş bölgeleri ele geçirmesinin ardından çok sayıda silahlı grup seferber oldu. Bu yapıların önemli bölümü daha sonra Irak’ın güvenlik aygıtına, özellikle Haşdi Şabi yapılanmasına dahil edildi.
Ancak bazı grupların kendi komutanlıklarını, silahlarını ve siyasi bağlılıklarını koruduğu belirtiliyor.
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi hükümeti, ülkedeki tüm silahların devlet kontrolünde olmasını ve silahlı grupların devlet kurumlarıyla bütünleştirilmesini gündeminin önemli başlıklarından biri haline getirdi. Bağdat, silahların devlet dışındaki yapılarda bulunmasına karşı 30 Eylül tarihini kritik eşik olarak belirledi.
Ancak bazı İran yanlısı silahlı gruplar silah bırakmaya karşı çıkıyor. Reuters'a göre bu grupların bir bölümü Tahran'la siyasi ve stratejik bağlarını korurken hükümetin silahsızlandırma girişimine direniyor.
Washington-Bağdat ilişkilerinde yeni dönem
ABD ile Irak arasındaki güvenlik ilişkisi uzun yıllar IŞİD karşıtı uluslararası koalisyon üzerinden yürütüldü.
2014 yılında IŞİD’in Irak ve Suriye’de geniş alanları kontrol etmesinin ardından ABD öncülüğünde oluşturulan koalisyon, Irak güvenlik güçlerine eğitim, istihbarat, hava desteği ve askeri danışmanlık sağladı.
Irak’ın IŞİD’e karşı askeri mücadelesinde önemli ölçüde ilerleme sağlanmasının ardından Bağdat ve Washington, 2024 yılında koalisyonun Irak’taki askeri misyonunun kademeli olarak sona erdirilmesi konusunda anlaşmaya vardı. ABD’nin ülkeden tamamen çekilmesinin 30 Eylül 2026’da tamamlanması planlanıyor.
Çekilmenin ardından ABD ile Irak arasındaki ilişkilerin tamamen sona ermesi beklenmiyor. Aksine iki ülke arasında güvenlik, savunma, istihbarat ve ekonomik alanlarda ikili iş birliğinin sürdürülmesi öngörülüyor.
El-Zeydi hükümeti için silahlı gruplar sınavı
Başbakan Ali el-Zeydi açısından yeni dönemin en önemli başlıklarından biri, devletin ülkedeki tüm silahlı yapılar üzerindeki kontrolünü güçlendirmek olacak.
Hükümet, silahların devlet çatısı altında toplanması ve güvenlik kararlarının tek merkezden alınması yönünde adımlar atıyor. Ancak güçlü paramiliter yapıların siyasi ve askeri etkisi, sürecin kolay ilerlemeyeceğine işaret ediyor.
Son dönemde Irak topraklarından Suudi Arabistan’daki enerji altyapısına yönelik gerçekleştirilen saldırılar da Bağdat’ın silahlı gruplar üzerindeki kontrolünü gündeme taşıdı. Irak makamları saldırılarda kullanılan insansız hava araçlarının Irak topraklarından hareket ettiğini doğrularken, saldırının sorumluluğunu üstlenen net bir grup bulunmadı.
İran faktörü
Irak’ın yeni güvenlik denkleminde İran da önemli bir aktör olmaya devam ediyor.
İran, Irak’ın hem önemli komşularından hem de ekonomik ve siyasi ortaklarından biri. İran destekli silahlı grupların bir bölümü ise Irak siyasetinde ve güvenlik yapısında etkili konumda bulunuyor.
Bu nedenle Bağdat’ın silahlı grupları devlet kontrolünde toplama girişimi yalnızca iç güvenlik meselesi değil, aynı zamanda Irak’ın İran, ABD ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini nasıl dengeleyeceği sorusunu da gündeme getiriyor.
Irak ABD ile İran arasında denge arıyor
ABD öncülüğündeki koalisyonun çekilmesi, Irak’ın dış politikada yeni bir denge arayışını da beraberinde getiriyor.
Bağdat’ın Washington ile güvenlik ve ekonomik ilişkilerini sürdürürken İran ile olan siyasi, ekonomik ve güvenlik bağlarını da koruması bekleniyor.
Bu nedenle 30 Eylül sonrasında Irak açısından temel mesele yalnızca yabancı askerlerin ülkeden ayrılması olmayacak. Asıl sınav, devletin silahlı güçler üzerindeki otoritesinin güçlendirilmesi, güvenlik kurumlarının tek merkezde toplanması ve Irak’ın bölgesel güçler arasındaki ilişkilerde daha fazla hareket alanı oluşturması olacak.
Irak hükümeti açısından hedef, ülkeyi İran'a veya ABD'ye karşı konumlandırmaktan ziyade Bağdat’ın kendi güvenlik ve dış politika tercihlerini belirleyebileceği daha geniş bir alan oluşturmak olarak şekilleniyor.
Lahib Higel
