Koblenz Mahkemesi, Yermuk Kampı davasında tanıkları dinliyor
Koblenz, 12 Ocak (SANA) – Koblenz kentindeki Yüksek Eyalet Mahkemesi, Suriye’nin Yermuk Kampı’nda işlendiği iddia edilen savaş suçlarına ilişkin davada beş sanık hakkında tanık ifadelerini almaya başladı.
Mahkeme, Wael Sallam, Samir Sallam, Mazhar Jamaan, Mahmud Arnaout ve Cihad Ahmed adlı sanıkların, Suriye devriminin ilk yıllarında Şam’daki Yermuk Kampı’nda suç işledikleri iddiasıyla yargılandığını bildirdi. Alman yargı makamlarının açıklamasına göre, Koblenz Mahkemesi Devlet Güvenlik Senatosu iddianameyi kabul ederek davanın resmen görülmesine onay verdi.
Sanıklar; cinayet, cinayete teşebbüs, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla itham ediliyor. Suçlamalar, 2012–2014 yılları arasındaki olaylara, özellikle 13 Temmuz 2012’de göstericilere ateş açılması sonucu sivillerin hayatını kaybetmesi ve yaralanmasına dayanıyor.
Yermuk Kampı sakinlerinden ve yaklaşık on yıldır Almanya’da yaşayan tanık Muhannad El-Fayyad, SANA muhabirine yaptığı açıklamada, sanıkları bir gösterinin bastırılması sırasında gördüğünü, daha sonra Almanya’da kimliklerini tespit ettiğini ve bu kapsamda mahkemede ifade verdiğini söyledi. El-Fayyad, tanıkların Suriyeli hukukçularla iş birliği içinde delil ve belgeleri topladığını, yargılama sürecinde başka tanıkların da dinleneceğini belirtti.
Suriye Hukuki Araştırmalar Merkezi Başkanı, avukat ve insan hakları savunucusu Enver El-Bunni ise belgeleme sürecinin 2015’te bir tanıkla başladığını, merkezin dosya üzerinde sistematik çalışmaya 2019’da geçtiğini aktardı. El-Bunni, ilk ifadelerin dava açmak için yeterli olmadığını, daha sonra kapsamlı bir dosya oluşturulduğunu ifade etti.
Dosyada bir aşamada sekizi şüpheli olmak üzere, beşinin Almanya’da, üçünün İsveç’te bulunduğunu belirten El-Bunni, dosyaların 2023’te savcılığa sunulduğunu; ardından iki ülkede sorgulama ve ifade alma süreçlerinin başladığını, Almanya’daki beş ve İsveç’teki üç kişinin gözaltına alındığını kaydetti. İsveç savcılığının altı ay sonra iki şüpheliyi delil yetersizliği nedeniyle serbest bıraktığını aktaran El-Bunni, İsveç’te yargılamanın Ekim 2025’te, Almanya’daki beş sanığın yargılanmasının ise Kasım 2025’te başladığını söyledi.
El-Bunni, davadaki suçlamaların iki ana başlıkta ele alındığını belirterek, gösteriler sırasında sivillere yönelik saldırı ve öldürmelerin savaş suçu; üst düzey emirler ve sistematik yapı kapsamında değerlendirilen eylemlerin ise insanlığa karşı suçlar olarak nitelendirildiğini ifade etti. Özellikle “Filistin Şubesi” olarak bilinen 235 numaralı istihbarat birimiyle bağlantılı sanıklara dikkat çekti.
Bu davayla birlikte, Yermuk Kampı’na gıda ve ilaç girişinin engellendiğine dair delillerin ilk kez insanlığa karşı suç kapsamında ele alındığını vurgulayan El-Bunni, söz konusu suçlamanın üç sanık için, devrik rejimin üst düzeylerinden gelen “sistematik” emirlerle ilişkilendirildiğini kaydetti. Sanıkların Ulusal Savunma milisleri, Filistin Hür Örgütü ve Ahmed Cibril’e bağlı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi–Genel Komutanlık ile bağlantılarının bulunduğunu, ayrıca bir güvenlik birimiyle ilişkilerinin tespit edildiğini söyledi.
El-Bunni, rejimin düşmesinden önce tanıkların ailelerinin Suriye’de bulunması nedeniyle isimlerini açıklamakta zorlandıklarını, Avrupa’da rejim yanlılarından tehditler aldıklarını ve bu baskıların tamamen sona ermediğini belirtti. Yeni dönemin daha fazla tanığın konuşmasını teşvik ettiğini ve bunun Avrupa’daki dosya sayısını artırdığını ifade etti.
Almanya ve Avrupa’da yeni dosyalar üzerinde çalışmanın sürdüğünü kaydeden El-Bunni, önümüzdeki aylarda Belçika, Hollanda ve İsveç’te devam eden; Avusturya’da ise açılması beklenen davalar bulunduğunu söyledi. Almanya’nın evrensel yargı yetkisi ilkesini uygulayarak, ülke dışında işlenmiş olsa dahi savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım iddialarını delil ve şüpheli bulunması halinde yargılayabildiği vurgulandı.
