Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, İran basınına verdiği özel röportajda Ukrayna krizinin çözümüne dair Moskova'nın kırmızı çizgilerini bir kez daha netleştirdi. Medvedev, kalıcı bir siyasi çözüm için Ukrayna'nın atması gereken adımları sıralarken, Batı'nın Rusya'ya yönelik tutumunu da sert bir dille eleştirdi.
Barışın üç temel şartı
Medvedev, Ukrayna'da barışın yol haritasının Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından daha önce açıklandığını hatırlatarak, çözüm için üç temel şart öne sürdü. İlk olarak Ukrayna'nın tarafsız, nükleer silahlardan arındırılmış ve bağımsız bir statüye sahip olması gerektiğini belirten Medvedev, ikinci olarak Kiev yönetiminin milliyetçi politikalardan ve Rus karşıtı uygulamalardan vazgeçmesi gerektiğini ifade etti. Üçüncü ve en kritik şart olarak ise Donbas ve diğer yeni bölgelerin Rusya anayasasına uygun şekilde Rus egemenliğine geçmesi gerektiğini vurgulayan Medvedev, bu şartların yerine getirilmemesi durumunda askeri operasyonların devam edeceğini belirtti.
Batı'nın Rusya algısı ve yaptırımlar
Avrupa'nın Rusya'yı bir tehdit olarak görmesini değerlendiren Medvedev, bu durumun Rusya'nın küresel ölçekte dikkate alınması gereken bir güç olduğunu kanıtladığını savundu. Batı'nın Rusya'ya karşı uyguladığı yaptırımların Avrupa ekonomisine zarar verdiğini belirten yetkili, Avrupa'nın kendi eliyle ekonomik iş birliğini yıktığını ifade etti. Medvedev, Rusya'nın Batı'dan tek beklentisinin normal bir diyalog ve iş birliği olduğunu ancak mevcut yaptırım politikalarının sadece kamuoyunu manipüle etmeye yaradığını söyledi.
Orta Doğu'da çok kutuplu dünya vurgusu
Orta Doğu'daki güvenlik krizine de değinen Medvedev, bölgedeki gerilimin birçok ülkeyi nükleer silah arayışına ittiğini belirtti. ABD'nin bölgedeki politikalarını 'pervasız' olarak nitelendiren Rus yetkili, dünyanın artık tek kutuplu bir düzenden yorulduğunu ve çok kutuplu bir yapıya geçişin zorunlu olduğunu savundu. İran ile Rusya arasındaki ilişkilerin 'benzeri görülmemiş bir seviyeye' ulaştığını belirten Medvedev, iki ülkenin savunma alanındaki iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekti.
