Küçülen Fed bilançosunun etkileri nelerdir?
ABD’de gözler, olası başkan adaylarından Kevin Warsh’ın bilanço politikasına yaklaşımına çevrilmiş durumda. Warsh, Federal Reserve’in (Fed) büyüyen tahvil portföyünü uzun süredir eleştiriyor ve bilanço küçültülmesini savunuyor.
Fed, 2008 küresel finans krizi ve COVID-19 pandemisi döneminde ekonomiyi desteklemek amacıyla bilançosunu genişletmiş, 2022’de yaklaşık 9 trilyon dolara kadar çıkan bilanço büyüklüğü 2025 sonunda 6,6 trilyon dolar seviyesine gerilemişti. Ancak Aralık ayında bilanço yeniden büyüme eğilimine girdi.
Peki, Fed bilançosunun küçülmesi ne anlama geliyor ve piyasaları nasıl etkileyebilir?
Likidite azalır
Fed bilançosu küçüldükçe sistemdeki rezerv miktarı azalır. Bu durum bankacılık sistemindeki likiditeyi daraltabilir. Likidite azalması, özellikle kısa vadeli fonlama piyasalarında oynaklık riskini artırabilir.
Faizler üzerinde yukarı yönlü baskı
Tahvil alımlarının azalması veya Fed’in tahvil satması, uzun vadeli faizlerde yukarı yönlü baskı yaratabilir. Bu durum kredi maliyetlerini artırarak konut, yatırım ve tüketim harcamalarını yavaşlatabilir.
Finansal koşullar sıkılaşabilir
Bilanço küçültme, parasal sıkılaşmanın bir aracı olarak çalışır. Daha sıkı finansal koşullar; hisse senetleri, riskli varlıklar ve gelişen piyasalar üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle dolar likiditesine bağımlı piyasalar daha hassas hale gelebilir.
Piyasa oynaklığı riski
Analistlere göre agresif bir küçülme süreci, fonlama piyasalarında dalgalanma ve daha geniş piyasalarda volatilite yaratabilir. 2019’daki repo piyasası stresleri, hızlı rezerv daralmasının potansiyel sonuçlarına örnek gösteriliyor.
Uygulama yöntemine bağlı etkiler
Fed bilançosunu iki şekilde küçültebilir:
Vadesi gelen tahvilleri yeniden yatırıma yönlendirmeyerek (pasif daralma)
Tahvilleri aktif olarak satarak
Pasif yöntem daha kontrollü ve piyasalar tarafından daha kolay sindirilebilir görülürken, aktif satışlar daha sert fiyat hareketlerine yol açabilir.
Warsh faktörü
Kevin Warsh’ın bilanço küçültmeye ne ölçüde hız vereceği belirsizliğini koruyor. Analistler, bilanço küçültmenin teknik ve operasyonel açıdan karmaşık olduğuna, yükümlülük tarafında da ayarlamalar gerektirebileceğine dikkat çekiyor.
Ayrıca siyasi beklentiler de önemli. ABD Başkanı Donald Trump’ın finansal koşullara verdiği öncelik dikkate alındığında, aşırı sıkılaşmaya izin verilmesi ihtimalinin sınırlı olabileceği değerlendiriliyor.
