Akademisyen ve yazar Prof. Dr. Zakir Avşar, AK Parti'nin çeyrek asırlık siyasi tecrübesini ve Türkiye'nin terörle mücadele stratejisinde ulaştığı yeni aşamayı değerlendiren kapsamlı bir analiz kaleme aldı. 14 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla kuruluşunun 25. yılını kutlamaya hazırlanan AK Parti'nin, millete hizmet yolunda geride bıraktığı bu uzun süreci, ülkenin güvenlik paradigmasından kalıcı toplumsal bütünleşmeye geçişi üzerinden okumak gerekiyor.
Terörsüz Türkiye vizyonunun kapsamı
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından formüle edilen "Terörsüz Türkiye" hedefi, yalnızca güvenlik odaklı bir yaklaşım değil, çok boyutlu bir devlet stratejisi olarak öne çıkıyor. Avşar'ın analizine göre bu vizyon, terör örgütlerinin silahlı kapasitesinin tasfiyesinden demokratik siyasetin güçlendirilmesine, toplumsal aidiyetin tahkim edilmesinden Türkiye'nin kalkınma enerjisinin verimli alanlara yönlendirilmesine kadar geniş bir perspektifi kapsıyor.
Terörle mücadelede Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli meselelerinden biri olan bu süreçte, son yirmi beş yılda kullanılan yöntemler ve devlet kapasitesi köklü bir değişime uğradı. Yerli savunma teknolojileri, insansız hava araçları ve gelişmiş istihbarat ağları, terörün hareket alanını daraltırken, güvenlik politikalarında da paradigma dönüşümünü zorunlu kıldı.
Siyasal zeminde çözüm arayışı
Gelinen noktada temel amaç, terörle mücadeleyi bitmek bilmeyen bir operasyonel döngü olmaktan çıkarıp, şiddeti siyasal ve toplumsal hayatın dışına itecek kalıcı bir zemin inşa etmektir. Avşar, "Terörsüz Türkiye" kavramının sadece silahların susması anlamına gelmediğini, şiddetin siyasal taleplerin ifadesinde bir araç olma niteliğini tamamen yitirmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu süreçte TBMM bünyesinde faaliyet gösteren Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmaları, meselenin parlamenter meşruiyet içerisinde ele alınması açısından kritik bir rol oynuyor. Farklı siyasi görüşlerin temsil edildiği bu platform, terör sorununu sadece güvenlik kurumlarının sorumluluğu olmaktan çıkarıp, siyasal sistemin tüm aktörlerinin ortak gündemi haline getiriyor.
Kalıcı bütünleşme ve anayasal düzen
Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısı, anayasal düzeni ve vatandaşların hukuk önündeki eşitliği esas alınarak terörsüzlük hedefinin hayata geçirilmesinin kritik bir öneme sahip olduğu analizde belirtiliyor. Kalıcı toplumsal bütünleşme, farklılıkların çatışma unsuru olmaktan çıkarılıp ortak vatandaşlık bilinciyle birleştirilmesini gerektiriyor.
Bu hedef, herhangi bir kesimin diğerine üstünlüğü değil, şiddetin vatandaşların ortak geleceği üzerindeki belirleyiciliğinin sona erdirilmesini amaçlayan bir bütünleşme projesidir. Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında güvenlik ile kalkınma arasındaki ilişkinin yeniden kurulması, sadece bölgesel değil, ulusal ölçekte stratejik bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
Ekonomik ve bölgesel etkiler
Terörün sona ermesi, güvenlik sorunlarının ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki maliyetlerini azaltarak kamu kaynaklarının eğitim, sağlık ve üretim yatırımlarına aktarılmasına imkân tanıyacak. Genç nüfusun ekonomik hayata daha güçlü katılımı ve yatırım ortamının iyileşmesi, güvenlik ortamının kalıcılaşmasının doğal sonuçları arasında yer alıyor.
Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel jeopolitik konumu gereği, terör tehdidinin ortadan kalkması, dış politikada diplomatik ve stratejik hedeflere daha fazla yoğunlaşılmasını sağlayacak. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel güç kapasitesini artırırken, iç güvenlik politikasının ötesinde bir vizyon sunuyor.
Yeni dönemin stratejik kazanımı
Sonuç olarak "Terörsüz Türkiye", AK Parti'nin çeyrek asırlık siyasi hikâyesinde yeni bir dönemin sembolü olarak görülmelidir. Geçmişteki teknolojik ve operasyonel üstünlük, şimdi kalıcı toplumsal barış ve güçlü demokratik siyasetle taçlandırılmak isteniyor. Türkiye, enerjisini çatışmaların yönetimine değil, refaha, bilime ve ortak geleceğin inşasına yönelten bir yapıya geçiş yapıyor. Bu süreç, Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli stratejik kazanımlarından biri olarak tarihe geçmeye adaydır.
