Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin küresel ekonomide daha güçlü bir yatırım merkezi olmayı hedeflediğini belirterek, uluslararası doğrudan yatırımlardan alınan payı orta vadede yüzde 1'den yüzde 1,5'e çıkarmayı amaçladıklarını açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından düzenlenen "Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans" programında konuşan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin büyüme performansı, yatırım ortamı ve finans sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ekonomide büyüme ve ihracat vurgusu
Yılmaz, 2003-2025 döneminde Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüdüğünü belirterek, milli gelirin 230 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelirin ise 3 bin 600 dolardan 18 bin doların üzerine çıktığını ifade etti.
Türkiye'nin nominal dolar bazında dünyanın 16'ncı, satın alma gücü paritesine göre ise 11'inci büyük ekonomisi konumunda bulunduğunu aktaran Yılmaz, 2026 yılı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 276 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştığını, hizmet ihracatıyla birlikte toplam ihracatın 400 milyar dolar sınırına yaklaştığını söyledi.
Üretim sektörüne vergi desteği
Yılmaz, TBMM'den geçen yeni düzenlemeyle imalat sanayisi ve zirai üretim yapan işletmelere yönelik kurumlar vergisi oranının yüzde 25'ten yüzde 12,5'e düşürüleceğini belirtti.
Bu adımın Türkiye'nin üretim kapasitesini artırma ve uluslararası yatırım çekme stratejisinin önemli bir parçası olduğunu dile getiren Yılmaz, yüksek katma değerli yatırımları desteklemeye devam edeceklerini kaydetti.
Yatırım hedefi yüzde 1,5
Türkiye'ye 2003-2026 döneminde gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarının 290 milyar doları aştığını belirten Yılmaz, küresel doğrudan yatırımlardan alınan payı orta vadede yüzde 1,5 seviyesine yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi.
Bu kapsamda yürütülen çalışmalara değinen Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının HİT-30 Programı ile yüksek teknoloji yatırımlarına 30 milyar dolarlık kaynak perspektifi sunduğunu, Merkez Bankası iş birliğiyle uygulanan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı sayesinde nitelikli yatırımlara uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman sağlandığını ifade etti.
İstanbul Finans Merkezi'nde teşvikler uzatıldı
İstanbul Finans Merkezi'nin küresel bir finans ve katılım finans merkezi haline getirilmesinin hedeflendiğini belirten Yılmaz, merkezde faaliyet gösteren şirketlere sağlanan vergi avantajları, harç muafiyetleri ve uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi teşviklerinin 2047 yılına kadar uzatıldığını açıkladı.
Yılmaz ayrıca, yatırım süreçlerini hızlandırmak amacıyla bürokratik işlemleri tek noktada toplayacak "Tek Durak Ofis" uygulamasının da hizmete alınacağını bildirdi.
Bankacılık sektörü güçlü görünümünü koruyor
Finansal okuryazarlığın önemine dikkat çeken Yılmaz, Türkiye'nin bankacılık sektörünün sağlam yapısını koruduğunu söyledi.
Bankacılık sektöründe sermaye yeterlilik oranının yüzde 16,5 seviyesinde bulunduğunu, tahsili gecikmiş alacak oranının ise yüzde 2,6 ile düşük düzeyini sürdürdüğünü aktaran Yılmaz, Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre pay senedi yatırımcı sayısının 6,6 milyonu, bakiyeli yatırımcı sayısının ise 10,6 milyonu geçtiğini ifade etti.
Türkiye'de 863 aktif finans teknolojisi şirketinin faaliyet gösterdiğini belirten Yılmaz, dijital finans ekosisteminin büyümeye devam ettiğini kaydetti.
"Türkiye güvenli yatırım merkezi olmayı sürdürüyor"
Bölgesel jeopolitik gelişmelerin küresel ekonomiyi etkilediğine işaret eden Yılmaz, Türkiye'nin güçlü ekonomik yapısı, istikrarlı yönetimi ve savunma kapasitesi sayesinde yatırımcılar açısından güvenli bir merkez olmayı sürdürdüğünü söyledi.
