Akademisyen Prof. Dr. Zakir Avşar, kamu görevlilerinin dijital mecralardaki popülerlik arayışının devletin ciddiyetine ve kurumsal itibara etkilerini masaya yatırdı.
Dijitalleşen dünyada özel hayat ile kamusal sorumluluk arasındaki sınırlar hızla bulanıklaşıyor. Özellikle kamu görevlilerinin sosyal medya platformlarında sergiledikleri tutumlar, artık sadece kişisel bir tercih olmaktan çıkıp devletin temsil gücünü doğrudan etkileyen bir meseleye dönüştü. Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı yazısında, kamu yönetimi teorisi ve etik sorumluluklar çerçevesinde bu yeni durumu değerlendirdi.
Sosyal medya dünyasının "dikkat çekme ve popüler olma" odaklı ekonomisi ile kamu hizmetinin "tarafsızlık ve güven" üzerine kurulu yapısının birbirine taban tabana zıt olduğunu vurgulayan Avşar, bu iki disiplinin birbiriyle çatıştığına dikkat çekti.
Dijital platformlarda fenomen olma arzusu kamu otoritesini zayıflatır mı?
Avşar'a göre devletin gücü, yasaların ötesinde vatandaştan gelen güvene dayanır. Vatandaşlar devleti somutlaştırmak için bürokratların, hakimlerin veya memurların günlük tavırlarına bakarlar. Bu nedenle bir kamu görevlisinin dijital dünyadaki her paylaşımı, temsil ettiği makamın ciddiyeti hakkında toplumsal bir kanaat oluşturur. Kişisel hobiler veya beğeni odaklı paylaşımlar, kurumsal itibarın zedelendiği noktada "özel hayat" kapsamından çıkarak kamusal sorumluluk alanına dahil olur.
Kamu görevlileri ifade özgürlüğünü nasıl kullanmalı?
Demokratik bir hukuk devletinde kamu görevlilerinin de temel haklara sahip olduğunu hatırlatan Avşar, ancak bu özgürlüğün devletin vakarı ile sınırlı olması gerektiğinin altını çizdi. Üst düzey yöneticilerden beklenen etik standartların daha yüksek olduğunu belirten akademisyen, dijital çağda devlet otoritesinin korunmasının, temsilcilerin sanal alemdeki duruşuna bağlı olduğunu ifade etti. Sonuç olarak, kurumsal güvenin inşası veya aşınması, sadece fiziksel dünyadaki icraatlarla değil, internetteki kamusal görünümle de doğrudan bağlantılı hale gelmiştir.
