Ünlü gazeteci, deprem döneminde desteklediği derneğin faaliyetlerini denetlemediğini belirterek, kamuoyunu yönlendirdiği süreçten dolayı büyük bir vicdani rahatsızlık duyduğunu açıkladı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde sürdürülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması, medya dünyasının tanıdık simalarından Fatih Portakal’ı da ifade vermeye itti. 6 Şubat depremlerinin yarattığı büyük yıkım sürecinde, derneğe yönelik yardım çağrılarıyla geniş kitleleri harekete geçiren Portakal, süreçteki sorumluluğuna dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu’na giden deneyimli gazeteci, o dönemde AFAD ve Kızılay verileriyle birlikte Ahbap’ı da bir seçenek olarak izleyicilerine duyurduğunu belirtti. Ancak ifadesinde, derneğin iç işleyişini veya toplanan devasa bağışların rotasını sorgulamadığını şeffaflıkla paylaştı.
Denetim eksikliği nasıl bir pişmanlık yarattı?
Portakal, yıllara dayanan mesleki tecrübesine rağmen, dernek başkanı Haluk Levent hakkındaki geçmiş söylentileri kulak ardı ettiğini ve derneğin o dönemki yüksek güven algısına güvendiğini ifade etti. Bağışların nasıl harcandığına dair hiçbir somut veri almadan çağrıda bulunmasının bir hata olduğunu vurgulayan gazeteci, "O dönemde bir denetleme ihtiyacı hissetmedim, ancak bugün geldiğimiz noktada bu denli körü körüne güven duyduğum için pişmanım" dedi.
Sorumluluk duygusuyla gelen özür kapısı açık mı?
Soruşturma dosyasına giren para hareketlerini inceledikten sonra ciddi bir sorumluluk hissettiğini dile getiren Portakal, medyanın toplumsal yönlendirme gücünün farkında olduğunu belirtti. İfadesinde, izleyicilerine karşı şeffaf olma gerekliliğine dikkat çeken Portakal, ihtiyaç duyulması halinde kamuoyundan özür dilemeye hazır olduğunu kaydetti. Ayrıca kişisel olarak derneğe bir bağışta bulunmadığını, kendi yardımlarını doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı tercih ettiğini belirterek süreci noktaladı.
