Akademisyen Prof. Dr. Zakir Avşar, son dönemde sıkça başvurulan "yeni parti" hamlelerini mercek altına alarak, isim değişikliğinin tek başına bir yenilenme anlamına gelmediğini vurguladı.
Siyasi arenada son dönemde yaşanan ayrışmalar ve ardından gelen yeni oluşumlar, beraberinde önemli tartışmaları da getirdi. Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, siyasi literatürdeki "yeni" kavramını masaya yatırdığı yazısında, bal demenin ağzı tatlandırmayacağını belirterek, tabelaların değişmesinin siyasi kültürü dönüştürmeye yetmeyeceğini ifade etti. Avşar, mevcut CHP yönetiminden koparak yeni oluşumlar kuran kanadın, bu adımlarının gerçek bir yenilik olarak kabul edilebilmesi için çok daha derinlikli bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu savundu.
İsim değişikliği gerçek bir yenilenme sağlar mı?
Siyaset biliminde "ayrılıkçı parti" kategorisine giren bu tür oluşumların, genellikle aynı siyasi geleneği sürdürdüğünü belirten Avşar, kadroların ve yönetim zihniyetinin değişmemesi durumunda ortaya çıkan sonucun "eskinin devamı" olmaktan öteye gidemeyeceğini belirtti. Akademisyene göre, bir partinin gerçekten yeni olarak kabul edilebilmesi için, sadece isim veya lider değişikliği değil; ideolojik duruş, kurumsal hafıza ve etik anlayışın baştan aşağı reforme edilmesi gerekiyor.
Geçmişle hesaplaşma nasıl olmalı?
Özellikle parti içi güç mücadeleleri veya liderlik rekabeti sonrası kurulan yapıların, seçmen nezdinde inandırıcılık sorunu yaşayabileceğini dile getiren Avşar, "yeni" iddiasının boş bir retorik olmaması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Avşar, siyasi aktörlerin geçmişte üstlendikleri sorumluluklarla ilgili şeffaf bir muhasebe yapmadan, "temiz siyaset" söyleminin altını doldurmalarının imkansız olduğuna dikkat çekti. Yazıda, gerçek yeniliğin ancak geçmişin hatalarıyla yüzleşerek, etik standartları yükselterek ve topluma özgün bir gelecek tasarımı sunarak mümkün olabileceği vurgulandı.
