Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, teknolojik altyapısını kullanarak ihtiyaç sahiplerine doğrudan ulaşmayı hedefleyen Merkezi İzleme Sistemi ile binlerce ailenin hayatına dokunuyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye genelinde yürüttükleri sosyal yardım ve destek çalışmalarında dijitalleşmenin sağladığı avantajları paylaştı. Geçtiğimiz yıl hayata geçirilen Merkezi İzleme Sistemi'nin, sahadaki sosyal hizmet kapasitesini nasıl dönüştürdüğünü vurgulayan Göktaş, projenin temel amacının riskleri önceden belirleyerek proaktif bir sosyal destek modeli oluşturmak olduğunu belirtti.
Sosyal Risk Haritası ve Çocuklar Güvende uygulamasıyla entegre bir biçimde çalışan sistem, 955 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın koordinasyonunda geniş bir saha operasyonunu yönetiyor.
Yaşlı ve çocuklara özel öncelik süreci nasıl işliyor?
Bakanlık verilerine göre sistem üzerinden yürütülen ziyaretlerde iki ana grup ön plana çıkıyor. Özbakım süreçlerinde zorluk yaşayan yaşlı vatandaşların ikamet ettiği 32 bini aşkın haneye ulaşıldı. Aynı zamanda ebeveyn kaybı yaşayan 23 binden fazla öksüz ve yetim çocuk da bizzat ziyaret edilerek durumları yerinde gözlemlendi. Bu saha çalışmaları, sosyal hizmetlerin daha erişilebilir ve kapsayıcı olması adına stratejik bir rol üstleniyor.
Tespit edilen vakalarda kurumlar arası iş birliği sağlandı mı?
Saha ziyaretleri sırasında belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda kurumlar arası bir köprü kuruldu. Bakan Göktaş’ın paylaştığı bilgilere göre, uzman ekiplerce tespit edilen 3 bin 551 vaka Sosyal Hizmet Merkezlerine aktarıldı. Eğitime erişim ihtiyacı olan 329 vaka için Millî Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon sağlanırken, istihdam potansiyeli bulunan 273 vaka ise İŞKUR'a yönlendirildi. "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonu kapsamında çalışmalarını yoğunlaştıran bakanlık, hanelerin refah seviyesini artırmak için dijital takip sistemini geliştirmeye devam edeceğini duyurdu.
