Türkiye'de suça sürüklenen çocuklar için sert önlem
Türkiye’de suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış ve suç profillerinde yaşanan dikkat çekici değişim, yargı ve yasama organlarını harekete geçirdi. Son dönemde özellikle küçük yaş gruplarında suç oranlarının yükselmesi ve suç türlerinin ağırlaşması, yeni bir düzenleme ihtiyacını gündeme taşıdı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan ilgili komisyonlarda yapılan kapsamlı değerlendirmeler sonucunda, yalnızca çocuklara yönelik değil, ailelerin sorumluluğunu da doğrudan ilgilendiren köklü değişiklikler üzerinde çalışıldığı öğrenildi. Yeni düzenlemeyle birlikte, çocukların suça sürüklenmesinde ihmali bulunan ebeveynlere yönelik cezai yaptırımların artırılması planlanıyor.
Mevcut uygulamada, Türk Ceza Kanunu kapsamında “aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali” suçu şikâyete bağlı olarak değerlendiriliyor. Ancak yapılması planlanan değişiklikle bu suçun daha ağır yaptırımlarla yeniden düzenlenmesi ve şikâyet şartının kaldırılması gündemde. Böylece, çocukların korunması konusunda ailelerin sorumluluğunun daha net bir şekilde çerçevelenmesi hedefleniyor.
Komisyonda görüşlerini paylaşan Cumhuriyet Savcısı Mahmut Nedim Başarangil, özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda suç eğiliminde ailenin rolüne dikkat çekti. Başarangil, 12 yaşından küçük çocukların cezai sorumluluğu bulunmamasına rağmen, sürekli olarak suça karışmalarının aile denetimindeki eksikliklere işaret ettiğini belirterek, “Çocuk sürekli aynı ortamda suça yöneliyorsa, bu durum ailenin koruma görevini yeterince yerine getiremediğini gösterir. Ailelerin çocuklarının davranışlarını kontrol altında tutması, suçun tekrarlanmasını önlemede kritik rol oynar” dedi.
Yeni düzenlemeyle birlikte ailelere yönelik hem maddi hem de cezai sorumlulukların artırılması öngörülürken, uzmanlar bu yaklaşımın caydırıcılığı artırabileceğini ifade ediyor. Ayrıca ebeveynlerin daha etkin bir denetim mekanizmasına tabi tutulması da gündemdeki başlıklar arasında yer alıyor.
Öte yandan komisyonda dile getirilen veriler, çocuk suçluluğundaki dönüşümün boyutunu da gözler önüne serdi. Yetkililer, geçmişe kıyasla suç profillerinin ciddi şekilde değiştiğine dikkat çekerken, çocukların artık daha ağır suçlara yöneldiğini belirtiyor. Özellikle uyuşturucu bağlantılı suçlardan şiddet içerikli eylemlere doğru hızlı bir geçiş yaşandığı vurgulanıyor.
En çarpıcı tespitlerden biri ise çocukların cezaevine bakış açısındaki değişim oldu. Sahadaki gözlemlerini aktaran Başarangil, bazı çocukların cezaevine girmeyi bir “statü göstergesi” olarak gördüğünü ifade etti. 12-15 yaş grubunda tutuklama uygulamalarına ilişkin sınırlamalar nedeniyle çocukların zaman zaman “Neden tutuklanmıyoruz?” şeklinde sorular yönelttiğini belirten Başarangil, bu durumun akran grupları arasında cezaevine girmenin bir tür “rütbe” veya “başarı” olarak algılandığını ortaya koydu.
Hukukçular ise çözüm için daha sert ve kapsamlı adımlar atılması gerektiği görüşünde birleşiyor. Bu kapsamda ailelere verilen mevcut cezaların artırılması, suçun şikâyete bağlı olmaktan çıkarılması ve ihmali bulunan ebeveynlerin daha sıkı denetlenmesi öneriliyor.
Hazırlıkları süren düzenlemenin hayata geçirilmesiyle birlikte, hem çocukların suça sürüklenmesinin önüne geçilmesi hem de ailelerin bu süreçteki sorumluluğunun daha etkin şekilde denetlenmesi amaçlanıyor. Yetkililer, yapılacak değişikliklerin toplumsal etkilerinin uzun vadede daha net görüleceğini ifade ediyor.
