Çinli bilim insanları, kanserin hassas tedavisi için yenilikçi moleküler terapi geliştirdi
Pekin, 12 Ocak (WAM) – Çinli bilim insanları, kanser hücrelerinin bağışıklık sistemini baskılamasını engellerken vücudun mevcut bağışıklık hafızasını tümörlere karşı yeniden yönlendiren, “tümör içi aşı” olarak adlandırılan yenilikçi bir moleküler terapi geliştirdi. Bu yaklaşımın, kanser tedavisinde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği belirtiliyor.
Shenzhen Körfezi Laboratuvarı ve Pekin Üniversitesi’nden araştırmacılar, söz konusu bulguları kısa süre önce Nature dergisinde çevrimiçi olarak yayımlanan bir çalışmada duyurdu.
Bağışıklık kontrol noktası blokaj terapisi, bağışıklık sisteminin tümörleri hedef alma yeteneğini artırarak kanser tedavisinde önemli bir ilerleme sağlamış olsa da, birçok hastada yeterli etki göstermiyor. Bunun temel nedenleri arasında, düşük mutasyon yükü ve yeni antijenlerin azlığı nedeniyle bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımakta zorlanması yer alıyor.

Araştırma ekibi bu soruna çözüm olarak, çoğu yetişkinde daha önce geçirilmiş enfeksiyonlar sonrası oluşan ve vücutta uzun süre bağışıklık hafızasını koruyan “seyirci T hücreleri”ne odaklandı. Özellikle Sitomegalovirüs gibi yaygın virüslere karşı gelişen bu hücrelerin, doğru şekilde yönlendirilmesi halinde kanserle mücadelede etkili olabileceği ifade edildi.
Bu amaçla ekip, “tümör içi kimerik aşı” adı verilen sentetik bir molekül tasarladı. Çift işlevli bu molekül, kanser hücrelerinde bağışıklık sistemini baskılayan PD-L1 proteinini geri dönüşümsüz biçimde parçalayarak bağışıklık frenini kaldırıyor ve aynı zamanda sitomegalovirüs antijenini tümöre taşıyor. Böylece tümörler, bağışıklık sistemi tarafından güçlü şekilde tanınan viral bir işaretleyiciyle etiketlenmiş oluyor.
Fare modelleri ve hasta kaynaklı tümör yapıları üzerinde yapılan deneylerde, tümör içi kimerik aşının T hücrelerini başarıyla aktive ettiği ve güçlü antitümör etki gösterdiği kaydedildi. Bulgular, bağışıklık sisteminin yaygın virüslere karşı geliştirdiği hafızadan yararlanmanın kanser tedavisinde önemli bir potansiyel taşıdığını ortaya koydu.
Chen Peng, araştırma ekibinin şu anda çalışmada kullanılan mekanizmaya dayalı yeni geçiş molekülleri geliştirmek üzerinde çalıştığını ve bu teknolojiyi gelecekte klinik denemelere taşımayı hedeflediklerini belirtti.
