Spor dünyasının yakından tanıdığı yorumcu Bahadır Bulut, kaleme aldığı çarpıcı yazıda şöhretin bireyler üzerindeki bozucu etkisini ele alarak, popülaritenin etik değerlerin önüne geçmesine sert tepki gösterdi.
Günümüz dünyasında tanınırlık, maalesef pek çok kişi için hukukun ve ahlakın üzerinde bir kalkan olarak kullanılıyor. Bahadır Bulut, kaleme aldığı makalede, ünlü olmanın insanı dokunulmaz kılmadığını, aksine bu tür bir algının "güç zehirlenmesine" yol açtığını vurguladı. Bulut, şöhreti karakterin önüne koyanların en büyük yanılgısının, kendilerini eleştirilemez sanmak olduğunu ifade ediyor.
Ünlü isimlerin toplumdaki karşılığını kişisel çıkarları için bir kaldıraç olarak kullandığını belirten Bulut, özellikle iş hayatı ve spor camiasında sıkça görülen bu durumu "etik dışı nüfuz kullanımı" olarak tanımlıyor. Bir telefonla iş çözmeyi ya da imtiyaz sahibi olmayı başarı sananların, aslında ödünç aldıkları bir itibar üzerinde yükseldiklerini hatırlatıyor.
Şöhret sahibi kişiler neden eleştiriden korkuyor?
Güç zehirlenmesi yaşayan bireylerin, hatalarını gizlemek için çevresindeki figürleri veya protokol fotoğraflarını kalkan olarak kullandığını savunan Bahadır Bulut, "Bir fotoğraf karesi gerçeği değiştirmez, hiçbir unvan yapılan yanlışı doğru kılmaz" diyerek popülaritenin geçiciliğine dikkat çekiyor. Yorumcuya göre, haksız kazanç peşinde koşanlar veya kendi ilkelerini menfaatleri doğrultusunda esnetenler, er ya da geç bu sahte vitrinin arkasındaki gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyor.
Omurgalı duruş ve ilkesizliğin bedeli nedir?
Yazısında toplumsal sorumluluğa da değinen Bulut, şöhretli isimlere karşı sergilenen sorgusuz sualsiz hayranlığın, kişileri daha büyük hatalar yapmaya teşvik ettiğini belirtiyor. Dün savunduğu değerleri bugün çıkar uğruna reddedenlerin "ilkesizlik" sergilediğini ifade eden Bulut, şu çarpıcı tespitle yazısını noktalıyor: "Makamlar değişir, alkışlar diner; geriye kalan tek şey karakterdir. Tarih, gücü elinde tutanları değil, güce rağmen doğru kalanları yazar."
