İkinci Dünya Savaşı'nın ardından şekillenen ve 'Amerikan Çağı' olarak adlandırılan dönemin kapandığına dair tartışmalar uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Stratejik çalışmalar uzmanı Phillips Payson O’Brien, The Atlantic için kaleme aldığı makalede, Washington'ın küresel hakimiyetinin beklenenden çok daha hızlı bir şekilde eridiğini vurguladı.
Askeri kapasite sorgulanıyor
O’Brien'a göre, ABD'nin devasa askeri altyapısı, dünya genelindeki üs ağı ve diplomatik ortaklıkları, İran gibi bölgesel bir güç karşısında dahi caydırıcılığını korumakta zorlanıyor. Uzman, bu zayıflamanın sadece tek bir yönetimle sınırlı olmadığını, küresel güç dinamiklerinin kökten değiştiğini ifade ediyor. Özellikle İran ile yaşanan gerilimlerde, ABD'nin kendi kritik tesislerini korumakta dahi zorlandığına dikkat çeken O’Brien, Bahreyn'deki operasyonel üssün kaybının Washington'ın lojistik gücüne indirdiği darbenin altını çiziyor.
Küresel dengeler yeniden kuruluyor
ABD'nin Orta Doğu'daki varlığını korumak için Asya-Pasifik bölgesindeki askeri kaynaklarını kaydırmasını 'çaresiz bir hamle' olarak nitelendiren O’Brien, Amerikan askeri kapasitesinin sanıldığı kadar sınırsız olmadığını belirtiyor. Bu durumun domino etkisi yaratarak Washington'ın diğer bölgelerdeki konumunu da zayıflattığı ifade ediliyor.
İttifaklarda güven kaybı
Uzman, ABD'nin uzun süreli ittifaklarının da bu süreçten zarar gördüğünü ve diğer ülkelerin Washington'ın zayıflayan gücüne göre yeni stratejiler geliştirmeye başladığını öne sürüyor. O’Brien'ın analizine göre, Amerikan etkisinin azalması geçici bir durum değil, küresel düzende geri dönülemez bir değişimin habercisi niteliğinde.
