Fransa’da Tarihi Gün: Köleliği Düzenleyen 341 Yıllık "Code Noir" Resmen Kaldırıldı
Fransa Ulusal Meclisi, sömürgecilik tarihinin en karanlık sayfalarından birini kapatmak adına tarihi bir adıma imza attı. İngiliz The Guardian gazetesinde yer alan habere göre meclis, dün (28 Mayıs 2026) gerçekleştirilen oylamada nadir rastlanan bir uzlaşı örneği sergiledi.
Kral XIV. Louis tarafından 1685 yılında imzalanan ve Fransa’nın deniz aşırı kolonilerindeki köleleştirilmiş insanlara yönelik vahşi muameleleri düzenleyen "Code Noir" (Kara Kanun), mecliste 0 muhalif oya karşı 254 kabul oyuyla tamamen yürürlükten kaldırıldı.
Söz konusu yasa; insanların yasal olarak birer "mülk" sayılmasına, en ağır işlerde zorla çalıştırılmasına, işkence görmesine, satılmasına ve hatta öldürülmesine hukuki zemin hazırlıyordu.
Tazminat Tartışmalarının Önü Açılıyor
Fransa’da köleliğin resmi olarak 1848 yılında yasaklanmasına rağmen, bu vahşeti detaylandıran ana hukuki metnin bugüne kadar sembolik de olsa mevzuatta yer almaya devam etmesi büyük bir tezat oluşturuyordu. Alınan bu son iptal kararı, Paris yönetiminin geçmişteki kölelik düzeninde üstlendiği rolü resmen ve hukuken kabul etmesi açısından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Hukukçular ve tarihçiler, bu radikal adımın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un geçen hafta gündeme getirdiği sömürgecilik dönemi tazminatlarına yönelik tartışmaları çok daha somut ve bağlayıcı bir zemine taşıyabileceğini belirtiyor.
Macron'dan İki Asırlık Sessizliğe Sert Eleştiri
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, tarihi yasanın iptal sürecine ilişkin yaptığı açıklamada ülkesinin geçmişine yönelik sert özeştirilerde bulundu. Code Noir’ın 1848’deki yasaklamanın ardından hukuki mekanizmalar içinden tamamen temizlenmiş olması gerektiğinin altını çizen Macron, şu ifadeleri kullandı:
"Bu kanun karşısında neredeyse iki yüzyıldır sürdürdüğümüz sessizlik, hatta kayıtsızlık, artık basit bir ihmal olmaktan çıkıp o dönem acı çeken insanların anısına karşı bir tür hakarete dönüştü."
Macron, sömürge döneminden ve kölelikten doğrudan etkilenen toplumlara yönelik finansal ve manevi tazminat meselesinin "asla reddedilmemesi gereken" bir konu olduğunu vurgularken; ülkenin bu hassas süreçte altı doldurulamayacak, gerçek dışı boş vaatlerde bulunmaktan da kesinlikle kaçınması gerektiğine dikkat çekti.
