Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında Mekke-i Mükerreme’de Safa Sarayı’nda imzalanan Ortak Savunma ve İşbirliği Anlaşması’nı değerlendirdi. Avşar, anlaşmanın yalnızca üç ülkenin savunma ilişkilerini geliştirmeye dönük teknik bir düzenleme olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Bölgesel güvenlik için ortak irade
Avşar’a göre anlaşma; Ortadoğu’dan Güney Asya’ya, Körfez’den Kızıldeniz’e uzanan geniş jeopolitik kuşakta güvenlik ortamının yeniden şekillendiği bir dönemde imzalandı. Bu adımın, bölgesel aktörlerin güvenliklerini ortak sorumluluk, kurumsal koordinasyon ve müşterek kapasite anlayışıyla ele alma iradesini gösterdiğini belirtti.
Anlaşmanın gelecekteki belirsizliklere karşı daha öngörülebilir, koordineli ve caydırıcı bir güvenlik düzeni arayışının somut ifadesi olduğunu kaydeden Avşar, güvenlik ortaklıklarının öncelikle çatışma ihtimalini azaltacak caydırıcılık ortamı oluşturma işlevine dikkat çekti.
Kurumsal kapasite vurgusu
Avşar, bir savunma anlaşmasının değerinin silah sistemlerinin toplamıyla sınırlı olmadığını; siyasi irade, askerî kapasite, istihbarat paylaşımı, komuta-kontrol kabiliyeti, lojistik sürdürülebilirlik ve birlikte hareket etme yeteneğinin kurumsallaştırılmasının belirleyici olduğunu ifade etti. Mekke Anlaşması’nın bu açıdan stratejik kapasite ortaya çıkarma potansiyeli taşıdığını belirtti.
Anlaşmanın herhangi bir ülkeyi ortak düşman ya da hasım olarak tanımlamamasını savunmacı karakterinin güçlü göstergesi olarak değerlendiren Avşar, yeni karşıtlıklar üretmek yerine saldırganlığın maliyetini yükselten ve krizlerin yönetilebilirliğini artıran bir yaklaşım üzerinde durdu.
