Spor yazarı Ömer Gürsoy, Türk futbolunun içinde bulunduğu güven bunalımını çarpıcı bir benzetmeyle anlattı. Yıllar önce bir psikiyatri profesörünün kendisine yazdığı "Türklerin Avrupalılardan en büyük farkı kuşkucu olmalarıdır" cümlesini hatırlatan Gürsoy, bugün bu kuşkunun futbol sahalarına nasıl sirayet ettiğini gözler önüne serdi.
Gürsoy'a göre Türk futbolunu artık sadece ekonomik sıkıntılar, kötü yönetimler ya da saha içindeki başarısızlıklar değil, aynı zamanda derin bir şüphe kemiriyor. Bu şüphe büyüdükçe, koskoca camialar daha ligin ikinci haftasında "Bizi bu yıl da şampiyon yapmayacaklar" duygusuna kapılıyor. İşte asıl tehlikenin burada başladığını belirten yazar, bu duygunun küçümsenmemesi gerektiğini savunuyor.
Yastık ve tüyler: Dedikodunun gücü
Ünlü oyuncu Meryl Streep'in başrolünde olduğu Şüphe filmindeki bir sahneyi örnek veren Gürsoy, rahibin dedikodu yapan kadına bir yastığı parçalayıp içindeki tüyleri rüzgâra bırakmasını, ardından hepsini geri toplamasını söylediğini hatırlatıyor. Kadının bunun imkânsız olduğunu söylemesi üzerine rahip, "İşte dedikodu da böyledir" diyor. Gürsoy, Türk futbolunda yıllardır yastıkların parçalandığını ancak uçuşan tüylerin hepsinden kulüpleri, taraftarları veya medyayı sorumlu tutmanın doğru olmadığını ifade ediyor.
Sahadaki kararlar şüpheyi besliyor
Yazara göre o yastığı parçalayan bazen doğrudan sahadaki skandal kararlar oluyor. Bir hakemin verdiği anlaşılmaz karar, VAR'ın devreye girmediği ya da yanlış müdahale ettiği bir pozisyon, haftadan haftaya değişen standartlar ve bunların üzerine gelen açıklanamayan uygulamalar, koskoca camiaların içine şüphe düşürüyor. Bu nedenle bugün hakemleri ve MHK'yı eleştirenleri "Şüphe yayıyorlar" diyerek suçlamanın kolaycılık olduğunu vurgulayan Gürsoy, şüphenin oluşmasında en büyük payın bizzat sahadaki yönetimlerde ve onları yöneten sistemde olduğunu belirtiyor.
Hakemleri eleştirmek hakem düşmanlığı değil
Açık konuşmak gerektiğini söyleyen Gürsoy, hakemlerin kötü olduğunu, bazı kararların gerçekten skandal olduğunu ve MHK'nın artık güven vermediğini ifade ediyor. Bunu söylemenin hakem düşmanlığı olmadığını, tam tersine Türk futbolunun sağlığı için gerekli bir tespit olduğunu dile getiriyor. Koskoca kulüplerin ve milyonlarca taraftarın içine daha ligin ikinci haftasında "Bizi bu sene de şampiyon yapmayacaklar" duygusunu sokmanın kimsenin hakkı olmadığını belirten yazar, bir hakem hatasının yalnızca 90 dakikayı etkilemediğini, bazen bir camianın bütün sezonuna yayılan bir psikoloji yarattığını söylüyor.
Sistemin kendisi sorgulanmalı
Ancak asıl sorulması gereken sorunun bu olmadığını ifade eden Gürsoy, "Madem hakemler ve MHK bu kadar kötü, neden 20 yıldır aynı şeyi yaşıyoruz?" diye soruyor. Son 20 yılda kaç MHK başkanı değiştiğini, kaç hakem değiştiğini, kaç kez 'Yeni dönem' ilan edildiğini ve kaç kez 'Hakemlik sistemi yeniden yapılandırılacak' denildiğini hatırlatan yazar, bugün hâlâ aynı tartışmaların içinde olunduğunu vurguluyor. Demek ki yalnızca hakemi değiştirmenin ya da MHK başkanını değiştirmenin çözüm olmadığını, çünkü sorunun kişilerin ötesinde sistemin kendisinde olduğunu belirtiyor.
TFF yönetimi de hesap vermeli
TFF'yi korumak gibi bir niyetinin olmadığını, tam tersine çözümün merkezinde TFF yönetiminin olduğunu söyleyen Gürsoy, hakemlerin ve MHK'nın bu sistemin içinde yer aldığını, o halde yıllardır aynı problemler yaşanıyorsa neden yalnızca hakemlerin ve MHK'nın hedef tahtasına konulduğunu sorguluyor. Okların aynı güçle TFF yönetimine çevrilmesi gerektiğini belirten yazar, TFF Başkanına doğrudan "Bu hakemlik sistemi neden yıllardır güven vermiyor ve sizin çözümünüz nedir?" diye sorulması gerektiğini ifade ediyor.
Genel Kurul'da hakemlik sistemi konuşulmadı
Üstelik bunun konuşulacağı yerlerin belli olduğunu hatırlatan Gürsoy, birkaç ay önce yapılan TFF Genel Kurulu'na dikkat çekiyor. Genel Kurul'un yalnızca formalitelerin yerine getirildiği bir toplantı olmadığını, federasyonun kurultayı ve futbolun çalıştayı olduğunu belirten yazar, Türk futbolunun bütün sorunlarının masaya yatırılması, çözüm önerilerinin tartışılması ve gerektiğinde oylarla tarihi kararların alınması gereken yer olduğunu söylüyor.
Peki orada hakemlik sistemi ne kadar konuşuldu? MHK'nın yapısı ne kadar sorgulandı?
TFF Başkanına yeni dönemde hakemlerle ilgili planı soruldu mu? Somut bir reform önerisi getirildi mi?
Gürsoy, baktığını ve sıfır olduğunu söylüyor.
Kriz anında bağırmak kolay, oy kullanmak zor
Bugün hakemlere ve MHK'ya tepki gösterenlerin, birkaç ay önce bu konuları Genel Kurul'un merkezine taşımamış olmalarını anlamakta zorlandığını belirten yazar, sorun varsa çözüm önerisinin de orada ortaya konulması gerektiğini ifade ediyor. Elinizde oy var, yetki var, Genel Kurul var diyen Gürsoy, kriz çıktıktan sonra hakeme bağırmanın kolay olduğunu, sistemi değiştirmek için oy kullanmanın ise zor olduğunu vurguluyor.
20 yıldır aynı senaryo
20 yıl önce de aynı senaryonun izlendiğini, bugün de izlendiğini belirten Gürsoy, oyuncuların, kulüp başkanlarının, TFF başkanlarının ve MHK başkanlarının değiştiğini ama oyunun aynı kaldığını söylüyor. Hakem hata yapıyor, kulüp tepki gösteriyor, MHK hedef oluyor, TFF baskı altında kalıyor, birileri istifa ediyor, sonra yeni isimler geliyor ve birkaç ay ya da birkaç yıl sonra aynı hikâye yeniden başlıyor.
Soru değişmeli: Sistem nasıl değişecek?
Artık soruyu değiştirmek gerektiğini belirten Gürsoy, "Hangi hakemi değiştirelim?" değil, "Bu sistemi nasıl değiştireceğiz?" sorusunun sorulması gerektiğini ifade ediyor. Türk futbolunun artık yeni bir MHK başkanına, birkaç hakemin görevden alınmasına veya sezon boyunca sürecek yeni bir kavga döngüsüne ihtiyacı olmadığını söyleyen yazar, hakem hatalarıyla mücadele edilmesi, skandal kararların hesabının sorulması ve MHK güven vermiyorsa gereğinin yapılması gerektiğini belirtiyor. Bunun yanında TFF yönetiminin de sistemin sahibi ve sorumlusu olarak hesap vermesi gerektiğini vurguluyor.
Güven meselesi
Kulüplerin yalnızca kriz anlarında açıklama yapmak yerine Genel Kurul'daki güçlerini kullanması gerektiğini belirten Gürsoy, medyanın da yalnızca pozisyon tartışmak yerine sistemin neden 20 yıldır aynı hataları ürettiğini sorgulaması gerektiğini ifade ediyor. Çünkü artık meselenin bir hakemin yanlış kararı olmaktan çıktığını, meselenin güven meselesi olduğunu söylüyor. Bir futbol ülkesinde insanlar daha ligin ikinci haftasında "Bizi bu yıl da şampiyon yapmayacaklar" diyorsa ortada çok ciddi bir problem olduğunu belirten yazar, o şüpheyi küçümsemek yerine, o şüpheyi yaratan sebepleri ortadan kaldırmak gerektiğini vurguluyor.
Yastıktaki tüyler uçuşuyorsa önce rüzgârı sorgulayacağız ama o yastığı kimin parçaladığını da unutmayacağız diyen Gürsoy, Türk futbolunun ihtiyacının yeni bir suçlu değil, yeni bir sistem olduğunu belirtiyor. Yoksa oyuncular değişir, başkanlar değişir, hakemler değişir ama sahne aynı kalır ve şüphe, Türk futbolunu kemirmeye devam eder.
