Gündem Atlas Spor Prof. Dr. Avşar: Futbolda tahammülsüzlük şiddeti besliyor

Prof. Dr. Avşar: Futbolda tahammülsüzlük şiddeti besliyor

Akademisyen Zakir Avşar, futbolda artan fanatizm ve tahammülsüzlüğe dikkat çekerek, rakip takım forması giyen çocuğa yönelik tepkilerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Avşar: Futbolda tahammülsüzlük şiddeti besliyor
Kaynak: BHA

Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr.

Zakir Avşar, "Bir forma, bir çocuk ve tahammül-süzlük" başlıklı yazısında futbolda artan fanatizm ve tahammülsüzlüğü değerlendirdi. Avşar, futbolun milyonlarca insanı ortak bir heyecan etrafında buluşturan güçlü bir toplumsal olgu olduğunu belirterek, bir takımın formasını giymenin ve renklerini taşımanın doğal olduğunu ifade etti.

Ancak rekabetin ölçüsünü kaybettiği, rakibe yönelik düşmanlığın normalleştirildiği ve fanatizmin aidiyetin önüne geçtiği noktada sporun birleştirici niteliğinin kalmayacağını vurguladı.

Avşar, taraftarlık ile fanatizm arasındaki ayrımın doğru kurulması gerektiğini belirterek, taraftarlığın kişinin bir takıma gönüllü bağlanması ve başarısından mutluluk duyması olduğunu, fanatizmin ise bu aidiyetin akılcı sınırlarını aşarak kendi takımını mutlak doğruluk alanına, rakip takımı ise düşmanlık nesnesine dönüştürmesi olduğunu söyledi. Fanatik zihniyetin rakibin kaybetmesini ve hatta yok olmasını kendi varlığının şartı gibi gördüğünü dile getirdi.

Üç yaşındaki çocuğa yönelik vandallık

Geçtiğimiz günlerde kendisine tribün lideri diyen birinin saçmalıklarına tanık olduklarını hatırlatan Avşar, daha beteriyle karşılaştıklarını belirterek, üç yaşındaki bir çocuğun üzerinde rakip takım forması gördüğünde öfkelenen, çocuğu veya ailesini hedef alan davranışlarda bulunan bir vandallığa şahit olduklarını ifade etti. "Üç yaşındaki bir çocuk futbol rekabetinin anlamını dahi bilecek yaşta mıdır? Onun üzerinde hangi takımın formasının bulunduğunun ne önemi var ve bu nasıl bir tehdit oluşturur?" diye soran Avşar, burada karşılaşılan sorunun rakip takım sevgisizliği değil, farklı olana tahammül edememe ve "öteki"ni düşmanlaştırma anlayışı olduğunu kaydetti.

Avşar, küfür, aşağılayıcı tezahüratlar, rakip taraftarı insanlıktan çıkaran ifadeler, sosyal medyada tehdit, hakemleri sürekli düşmanlaştırma, futbolcuların ailelerini hedef alma ve yenilgiyi komplo olarak açıklama gibi davranışların fiziksel şiddetin zeminini hazırladığını belirtti. Şiddetin önce dilde meşrulaştığını, sonra davranışlarda normalleştiğini ve nihayet fiziksel eyleme dönüştüğünü vurgulayan Avşar, mücadelenin stadyumlarda çıkan kavgaların ötesine geçmesi ve şiddeti besleyen kültürle de yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Şiddetin kökeni ve sorumluluk

Spor psikolojisi açısından taraftarlığın güçlü bir sosyal kimlik mekanizması olduğunu ifade eden Avşar, insanların kendilerini bir grubun parçası olarak tanımladığını ve grubun başarısını kendi başarılarıyla ilişkilendirebildiğini belirtti. Bu nedenle futbol şiddetini birkaç "kötü taraftarın" davranışı olarak görmenin yeterli olmadığını, sorunun bireysel, psikolojik, sosyal, kültürel ve kurumsal boyutları olduğunu kaydetti. Bir yöneticinin rakip kulübü veya hakemi sürekli hedef göstermesinin, bir medya kuruluşunun her maçı "savaş", her hakem kararını "skandal" olarak sunmasının taraftar davranışları üzerinde doğrudan veya dolaylı etki doğurduğunu vurguladı.

Avşar, futbol dilinin büyük önem taşıdığını belirterek, rekabetin savaş olmadığını, rakip takımın düşman, hakemin hedef, rakip futbolcunun da nefret nesnesi olmadığını söyledi. Kulüpler, federasyonlar, sporcular, teknik direktörler ve medya kuruluşlarının kullandıkları dilin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ifade eden Avşar, taraftar üzerinde etkili olan her aktörün öfkeyi ve düşmanlığı körükleyen söylemlerden kaçınması gerektiğini kaydetti.

Kalıcı çözüm eğitimden geçiyor

Spor yöneticiliğinin sportif ve ekonomik başarıyla sınırlı görülmemesi gerektiğini belirten Avşar, etik liderlik ve toplumsal sorumluluğun da yönetimin temel unsurları arasında kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Stadyum güvenliğinin daha fazla polis ve kamera sayısından ibaret düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Avşar, etkili yaptırımların gerekli olduğunu ancak kalıcı çözümün güvenlik tedbirlerinin eğitim ve kültürel dönüşüm politikalarıyla desteklenmesinden geçtiğini kaydetti. Şiddeti teşvik eden, nefret söylemi içeren, ırkçı veya ayrımcı davranışlara karşı açık ve kararlı disiplin mekanizmaları uygulanması gerektiğini belirten Avşar, yaptırımın amacının cezalandırmaktan ziyade toplumda kabul edilebilir davranışın sınırlarını net biçimde ortaya koymak olduğunu söyledi.

Çocukların sporla tanışma biçiminin bu mücadelenin en önemli alanlarından biri olduğunu vurgulayan Avşar, çocuklara takımını sevmenin doğal olduğu fakat rakibe saygının da sporun temel kuralı olduğunun öğretilmesi gerektiğini ifade etti. Kazanmanın güzel olduğu kadar kaybetmenin de hayatın doğal bir parçası olduğunu, hakem kararlarının eleştirilebileceğini fakat hakaret edilemeyeceğini, rakip futbolcunun düşman olmadığını anlatılması gerektiğini kaydetti.

Aile ve sosyal medyanın rolü

Şiddet kültürünün çoğu zaman stadyumda değil evde, okulda, sosyal medyada ve çocuğun çevresindeki yetişkinlerin davranışlarında öğrenildiğini belirten Avşar, ailelerin sorumluluğunun büyük olduğunu söyledi. Çocuğunun yanında rakip takıma küfreden, hakeme ağır hakaretler yönelten veya yenilgi karşısında öfkesini kontrol edemeyen yetişkinin sözleriyle değil davranışıyla çocuğa bir model sunduğunu ifade eden Avşar, çocukların nasihatten çok davranışları örnek aldığını, spor ahlakının ilk okulunun tribün değil aile ve yakın çevre olduğunu kaydetti.

Sosyal medyanın da fanatizmin yayılmasını hızlandıran önemli bir alan olduğunu belirten Avşar, insanların dijital ortamda yüz yüze söylemeyecekleri sözleri daha kolay söyleyebildiğini, tehdit ve hakaretin kısa sürede geniş kitlelere ulaşabildiğini ifade etti. Kulüpler ve taraftar topluluklarının bu platformları rakip takım aleyhine nefret üretme alanlarına dönüştürmek yerine spor kültürünü geliştirecek bir iletişim zemini olarak kullanması gerektiğini söyleyen Avşar, medyanın da gerilimi artıran, rakipleri düşmanlaştıran ve hakemleri hedef gösteren dili normalleştirmemesi gerektiğini kaydetti.

Avşar, "Muradımız futboldaki rekabeti ortadan kaldırmak değil rekabeti medenileştirmektir. Hiçbir maç, hiçbir kupa, hiçbir puan, hiçbir forma ve hiçbir kulüp sevgisi bir insanın onurundan, güvenliğinden ve hayatından daha değerli değildir.

Futbolun gerçek büyüklüğü rakibini yok etmekte değil rakibiyle birlikte var olabilmektedir. Bir çocuğun üzerindeki rakip takım formasına öfkeyle değil gülümseyerek bakabildiğimiz gün futbolda şiddeti besleyen zihniyeti değiştirmeye başlamış olacağız.

Futbol insan için vardır, insan futbol için değil." ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız