Orta Doğu'da Tarihi Dönüm Noktası: ABD Arabuluculuğunda ABD-İsrail-Lübnan Üçlü Çerçeve Anlaşması İmzalandı!
Orta Doğu’da yıllardır süren çatışma ve istikrarsızlığı sona erdirebilecek tarihi bir diplomatik adım atıldı. İsrail ve Lübnan hükümetleri, ABD Başkanı Donald J. Trump'ın tam desteği ve arabuluculuğuyla, aralarındaki savaş durumunu resmen bitirmeyi, kalıcı barışı tesis etmeyi ve egemenlik haklarına karşılıklı saygı göstermeyi amaçlayan "Üçlü Çerçeve Anlaşması"nı (Trilateral Framework) Washington'da imzaladı.
26 Haziran 2026 tarihli resmi bildiriye göre, doğrudan müzakereler sonucunda varılan bu mutabakat, Lübnan topraklarında devlet dışı silahlı grupların (başta Hizbullah olmak üzere) tamamen silahsızlandırılmasını ve Lübnan Ordusu'nun (LAF) tüm ülkede tek meşru güç olarak egemenlik kurmasını şart koşuyor.
"Savaş Durumu Resmen Sona Eriyor"
İmzalanan çerçeve metne göre, İsrail ve Lübnan egemen birer komşu devlet olarak birbirlerinin var olma ve güvenlik içinde yaşama haklarını tanımaktadır. İki ülke, onlarca yıldır süren çatışma ortamını ve bunun altında yatan nedenleri kesin olarak çözmeyi, böylece aralarındaki savaş durumunu resmen ve hukuken sonlandırmayı taahhüt etmiştir.
Bundan sonraki süreçte, kapsamlı bir barış ve güvenlik anlaşmasının taslağını hazırlamak üzere derhal ortak çalışma grupları kurulacaktır.
Pilot Bölgelerle Kademeli Geri Çekilme ve Silahsızlanma
Anlaşmanın en kritik operasyonel ayağını, iki ülkenin askeri unsurları (IDF ve LAF) arasında mutabık kalınan kademeli süreç oluşturuyor:
Askeri Eşgüdüm Grubu: ABD'nin de katılımıyla anlaşmanın uygulanmasını denetleyecek ortak bir askeri koordinasyon komitesi kurulacak.
Pilot Bölgeler: İlk etapta belirlenen iki pilot bölgede Lübnan Ordusu (LAF) tam güvenlik sorumluluğunu üstlenecek.
Doğrulanabilir Silahsızlanma: Bu bölgelerde devlet dışı silahlı grupların silahsızlandırıldığı ve askeri altyapılarının tasfiye edildiği bağımsız mekanizmalarca doğrulandıkça, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) kademeli olarak Lübnan topraklarından çekilecek.
Sivillerin Dönüşü: Güvenliğin tamamen Lübnan devletine geçtiği bölgelere Lübnanlı siviller güvenle geri dönebilecek ve uluslararası destekli yeniden imar faaliyetleri başlayacak.
Lübnan Hükümeti: "Güç Kullanma Tekeli Sadece Devlete Aittir"
Lübnan hükümeti, BM Şartı'na atıfta bulunarak ülke topraklarında savaş ve barış kararı alma yetkisinin ve güç kullanma tekelinin yalnızca Lübnan devletine ait olduğunu net bir dille beyan etti.
Lübnan, hiçbir devletin veya devlet dışı aktörün (Hizbullah vb.) kendi adına güç kullanma iddiasını kabul etmeyeceğini ve bu tür askeri/güvenlik rollerinin yasa dışı olduğunu ilan etti.
Beyrut yönetimi, tüm devlet dışı silahlı grupların tamamen silahsızlandırılması ve lojistik kabiliyetlerinin yok edilmesi için başta Arap ortakları olmak üzere uluslararası camiadan destek talep etti.
İsrail: "Lübnan’da Toprak Amacımız Yok"
İsrail hükümeti ise Lübnan’daki askeri varlığının ve operasyonlarının tek nedeninin Hizbullah başta olmak üzere illegal silahlı grupların oluşturduğu tehditler olduğunu vurguladı. Bu tehdidin tamamen ortadan kalkmasıyla birlikte İsrail'in Lübnan'da askeri bir aksiyon veya varlık gösterme ihtiyacının kalmayacağı belirtilirken, "İsrail'in Lübnan topraklarında hiçbir gözü veya toprak emeli yoktur" taahhüdü metne geçirildi. Bu sayede İsrail'in kuzeyindeki toplulukların güvenliği de garanti altına alınmış olacak.
Uluslararası Yardım ve Sıkı Denetim
Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, ABD liderliğinde uluslararası ortaklar Lübnan ekonomisini canlandırmak, altyapıyı onarmak ve refahı artırmak için devasa bir insani yardım ve yeniden imar fonu mobilize edecek.
Ancak bu yardımların tek bir dolarının bile devlet dışı silahlı gruplara veya onlarla bağlantılı yapılara gitmemesi için Lübnan ve ABD çok sıkı yasal tedbirler uygulayacak. ABD tarafından sağlanacak her türlü yeni askeri ve ekonomik yardım; doğrulanabilir aşamalara, tam şeffaflığa ve somut sonuçlara endeksli olacak.
İyi Niyet Adımları ve Esirlerin İadesi
Barış iklimini desteklemek adına her iki hükümet de uluslararası siyasi ve hukuki arenalarda birbirleri aleyhine yürüttükleri tüm hasmane eylemleri ve davaları durdurmayı taahhüt etti. Ayrıca, geçmiş çatışmalardan kalan cenazelerin aranıp bulunması, iadesi ve tutukluların serbest bırakılması için iyi niyet adımları atılacağı açıklandı.
