TİMBİR Başkanvekili Avukat Cüneyd Altıparmak, siyaset sahnesinde nadir görülen "kendi kararıyla kapanma" durumunda hukuki ve mali işleyişin adım adım nasıl ilerlediğini detaylarıyla açıkladı.
Siyasi hayatın son bulması, bir tabelanın indirilmesinden çok daha karmaşık bir süreci beraberinde getiriyor. Avukat Cüneyd Altıparmak, sosyal medya üzerinden yaptığı bilgilendirmede, büyük kongre kararıyla alınan kapanma kararının hem idari hem de mali yükümlülükler doğurduğuna dikkat çekti. Tüzel kişiliğin son bulduğu o kritik tarihten itibaren, partinin mal varlığı ve borçları için "tasfiye kurulu" dönemi devreye giriyor.
Kapanma kararı hangi adımları tetikliyor?
Süreç, büyük kongrenin gizli oylama ile aldığı kapanma kararıyla resmiyet kazanıyor. Bu aşamadan sonra Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, TBMM ve İçişleri Bakanlığı gibi kritik kurumlara bildirim yapılması zorunlu hale geliyor. Kongrenin atadığı tasfiye kurulu ise partinin tüm taşınır ve taşınmaz varlıklarını, sözleşmelerini ve borçlarını bir envanter haline getirerek tasfiye işlemlerini yönetiyor. Bu süreçte birleşme veya devir gibi bir durum söz konusu değilse, kalan tüm varlıkların Hazineye devredilmesi yasal bir zorunluluk teşkil ediyor.
Alacaklılar için hak kaybı yaşanmaması adına süreç nasıl yönetilmeli?
Altıparmak, özellikle alacaklılar için kritik uyarılarda bulundu. Kapanan bir partinin borçlarının tüzel kişiliğin bitmesiyle yok olmayacağını vurgulayan hukukçu, Millî Emlak Genel Tebliği uyarınca alacaklıların bir aylık sürede ilgili mal memurluklarına başvuru yapması gerektiğini hatırlattı. Hazineye geçen varlıkların, borçların ödenmesinde bir üst sınır oluşturduğunu belirten Altıparmak, eksik evrak veya geç başvuru durumunda hak kaybı yaşanabileceği konusunda uyardı. Ayrıca, hakkında kapatma soruşturması veya davası bulunan partilerin, kendi kararlarıyla kapansalar dahi yargı süreci sonuçlanana kadar mal devri yapamayacaklarının altı çizildi.
