Batı Nil virüsüyle mücadelede sivrisinek kontrolü öne çıktı
Batı Nil virüsünün yayılımına ilişkin hazırlanan değerlendirme raporunda, enfekte Culex sivrisinekleriyle mücadele, durgun su kaynaklarının kontrolü ve iklim tabanlı erken uyarı sistemleri öncelikli önlemler arasında gösterildi. Tanı ve raporlama standartlarının oluşturulması önerisi ise tam mutabakat aldı.
Batı Nil virüsünün nasıl yayıldığı ve yayılımını etkileyen faktörlere ilişkin hazırlanan değerlendirme raporunda, mücadele stratejilerinin merkezine sivrisinek kontrolü yerleştirildi. Raporda, virüsün temel olarak enfekte Culex cinsi sivrisineklerin ısırmasıyla insanlara bulaştığı, doğrudan kişiden kişiye geçişin söz konusu olmadığı belirtildi.
Değerlendirmeye göre virüs, yabani kuşlar ile sivrisinekler arasında dolaşan bir bulaşma döngüsüne sahip. İnsanlar ve atlar ise düşük viremi nedeniyle virüsü sivrisineklere geri bulaştıramayan son konaklar olarak tanımlanıyor.
Sıcaklık, nem ve durgun su yayılımı etkiliyor
Raporda Batı Nil virüsünün yayılımını etkileyen temel çevresel faktörler arasında sıcaklık, nem ve durgun su birikintileri sıralandı.
Havuzlar, kullanılmayan lastikler, çöp kutuları ve drenaj sistemleri gibi alanların sivrisinekler için üreme ortamı oluşturabileceğine dikkat çekildi. Kuş göç yollarının da virüsün farklı bölgelere taşınmasında etkili olabileceği ifade edildi.
İklim değişikliğinin sivrisineklerin aktif kaldığı dönemi uzatabileceği ve vektörlerin daha kuzeydeki bölgelere yayılmasına zemin hazırlayabileceği değerlendirmesi de raporda yer aldı.
En yüksek mutabakat erken uyarı ve tanı standartlarında
Raporda değerlendirilen beş öneriden üçü tam mutabakatla kabul edildi.
İklim tabanlı erken uyarı ve risk haritaları ile tanı ve raporlama standartlarının oluşturulması önerileri yüzde 100 mutabakat aldı. Toplumsal bilinçlendirme ve eğitim önerisi de aynı oranda destek gördü.
Vektör odaklı larval mücadele ve su kontrolü önerisi yüzde 95 mutabakatla benimsendi. Bu kapsamda Culex sivrisineklerinin üreme alanlarının belirlenmesi, bölgesel larvasit uygulamaları ve entomolojik izleme istasyonlarının kurulması önerildi.
Durgun su üreme alanlarının temizlenmesine ilişkin öneri ise yüzde 65 mutabakat aldı. Raporda, yalnızca mahalle bazlı denetim ve cezai uygulamalara dayanan yaklaşımın yeterli olmayabileceği; gizli üreme alanlarının tespiti ve bilimsel ölçütlere dayalı hedefli müdahalelerin daha sürdürülebilir olacağı değerlendirildi.
Sivrisineklerin üreme alanları düzenli izlenecek
Eylem planında, riskli bölgelerde entomolojik izleme istasyonlarının kurulması ve sivrisinek larva yoğunluğunun düzenli ölçülmesi önerildi.
Raporda ilk üç ay içerisinde Attika ve diğer riskli bölgelerde en az 10 izleme istasyonunun faaliyete geçirilmesi hedefi yer aldı. Haftalık endeks raporlarının hazırlanması da planlanan çalışmalar arasında gösterildi.
Ayrıca mahalle muhtarlıklarıyla koordineli biçimde haftalık “su kontrol günü” uygulamasının başlatılması ve gönüllü sivrisinek gözlemci ağlarının oluşturulması önerildi.
Laboratuvar testlerinde ortak standart önerisi
Raporda, vaka sayılarının ve ölüm oranlarının sağlıklı biçimde karşılaştırılabilmesi için tanı ve raporlama süreçlerinin standartlaştırılması gerektiği vurgulandı.
Bu kapsamda nöroinvaziv ve ateşli vaka tanımlarının ortaklaştırılması, IgM ve IgG serolojik testleri ile PCR yöntemlerinin hangi zamanlamayla kullanılacağının belirlenmesi önerildi.
Laboratuvarlar arasında farklı uygulamaların vaka verilerinde tutarsızlıklara yol açabileceği değerlendirilirken, standart protokolün ilk iki ay içinde hazırlanması hedefi ortaya konuldu.
İklim verileriyle erken uyarı sistemi kurulması önerildi
Raporda sıcaklık, nem ve yağış verilerinin sağlık verileriyle birlikte değerlendirilmesi için iklim-sağlık entegre erken uyarı sisteminin kurulması da önerildi.
İlk pilot uygulamanın Attika bölgesinde başlatılması, sistemin vaka artışlarını iki ila üç hafta önceden tahmin edebilmesi ve uyarı hassasiyetinin yüzde 80'in üzerine çıkarılması hedefler arasında yer aldı.
Toplumsal bilinçlendirme kapsamında ise sivrisinek kovucular, koruyucu örtüler ve pencere sinekliklerinin kullanımı; özellikle yaşlılar ve bağışıklığı baskılanmış kişiler için koruyucu malzemelere erişimin artırılması önerildi.
Türkiye'ye ilişkin sorular açık kaldı
Değerlendirme raporunda Türkiye'deki güncel Batı Nil virüsü vaka sayısı, coğrafi dağılım ve etkili sivrisinek türlerine ilişkin soruların ayrıca araştırılması gerektiği belirtildi.
Türkiye'deki risk haritaları ve entomolojik izleme ağının güncel durumu, kan ve organ nakli yoluyla bulaşma risklerine yönelik tarama protokolleri ile 2030-2050 dönemine ilişkin iklim senaryolarının vektör dağılımına etkisi de açık araştırma başlıkları arasında sıralandı.
Raporda benimsenen genel yaklaşım, Batı Nil virüsüyle mücadelede yalnızca hastalık vakalarına müdahale edilmesinin yeterli olmadığı; sivrisineklerin üreme alanlarının kontrol edilmesi, çevresel koşulların izlenmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve toplumun bilinçlendirilmesinin birlikte yürütülmesi gerektiği yönünde oldu.
Kaynak :Projektif Veri Lab
